Mittwoch, 24. August 2016

İnanılmaz

Karanlık günlerimde, Allah'a sığınmamak için direnir, ona çaresizlikten şartlanmak istiyemezdim. Belkide çocuksal bir gurur meselesiydi bu. Ona kurtarıcı sıfatından dolayı sarılmak, kolayına kaçmak, yüzsüzlük gibi gelirdi bana. Huzuruna temiz elbiselerimle çıkmak için doğru ani bekler durur, saçı sakalına karışmış bir esir gibi önüne sürülmek istemezdim. Ve "ticari" nedenlerden inanmak hiç istemezdim.

Hala dualarda hiç birşey talep etmem, bu bana görgüsüzlük, ticaret gibi gelir. Yaratanın gönlünden kopmuş olan, zaten bedenimizdedir, ruhumuzdur.

Keine Kommentare:

Kommentar veröffentlichen